24 10 2012

Türkiye'nin Biyocoğrafyası

Türkiye'nin Biyocoğrafyası Türkiye, orta enlem kuşağında yer alır. Deniz seviyesinden iki bin metre ve üzerine uzanan pek çok farklı yüksekliğe sahip dağları, platoları ve ovalarıyla farklı iklim koşulları isteyen binlerce canlı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Vadiler ve çöküntü alanlarının yarattığı mikroklima etkisi, tür zenginliğini daha da arttırmaktadır. Eski dünya kıtaları arasında köprü görevi gören Türkiye, son iki milyon yılda yaşanan buzul çağlarında pek çok canlı türü tarafından sığınak olarak kullanılmış ve günümüzdeki biyolojik çeşitliliğine kavuşmuştur. Ancak öncelikle sığınak koşullarını sağlayan yer şekillerinin gelişimini özetlemek gerekir. Türkiye, jeolojik açıdan genç bir ülkedir ve halen devam etmekte olan bir dağ oluşum kuşağında yer almaktadır. 65 milyon yıl önce başlayan bu dağ oluşumu hareketleriyle Afrika, Arabistan ve Hindistan kuzeye, Avrupa ve Asya'ya doğru ilerlemekte ve bu ilerlemenin sonucunda temas sağlanan kesimlerde yüksek dağ kıvrımları oluşmaktadır. Bu durum bir dünya haritasında rahatlıkla gözlenebilir. Çevresindeki büyük kıtalarla kıyaslandığında çok geç deniz yüzeyine çıkan Anadolu, Afrika'nın eski Akdeniz'in (Tetis) tabanındaki tortulları itekleyip yükseltmesiyle Toros Dağları'na kavuşmuştur. Anadolu, yaklaşık 12 milyon yıl önce Arap levhasının - yılda iki üç santimetre kadar bir hızla - çarpmasıyla doğu kısmından yükselmeye başlamış, batı kesimi ise gevşeme sonucu kırılmalarla bloklar halinde çökerek Gediz ve Menderes Nehirleri için hazır vadiler oluşturmuştur. İç Anadolu Kapalı Havzası da aynı dönemin eseridir. Yine aynı dönemde Karaman'ın kuzeyindeki Karacadağ'dan Ağrı Dağı'na ... Devamı

24 10 2012

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ VE ÖZELLİKLERİ

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ VE ÖZELLİKLERİ EKOSİSTEM NEDİR: Ekosistem Doğada, canlı ve cansız varlıkların içinde bulunduğu, yaşamlarını sürdürdükleri ve birbirleriyle etkileşimde (ilişkide) bulundukları belli bir alana yani sınırlandırılmış çevreye ekosistem denir. Ekosistemler canlı (biyotik) ve cansız (abiyotik) varlıklardan oluşurlar. Canlılar bulundukları ekosistemde hem diğer canlılarla hem de cansız varlıklarla sürekli ilişki kurarlar. Ekosistemlerde insanlar, hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve mikroorganizmalardan oluşan çevreye biyolojik (canlı = biyotik) çevre denir. Ekosistemlerdeki canlı varlıklar beslenme şekline göre üretici, tüketici ve hem üretici hem de tüketici canlılar olarak, yaşama şekline göre de çürükçül yaşayanlar, ortak yaşayanlar ve parazit yaşayanlar olarak gruplandırılırlar. Ekosistemlerde su, sıcaklık, ışık, toprak, rüzgâr (iklim), nem, hava gibi cansız varlıkların oluşturduğu çevreye  de ( cansız abiyotik) çevre denir. Canlılar, bulundukları ekosistemde yani çevrede yaşamlarını sürdürebilmek için bu çevreye ve çevre şartlarına uyum sağlamak zorundadırlar. Bu nedenle canlılar her ekosistemde yaşayamazlar. Canlıların bir ekosistemde yaşayabilmeleri için özelliklerinin o ekosisteme uygun olması gerekir. • Çölde yaşayan canlıların vücutlarında su depo edebilmeleri. (Kaktüslerin etli gövdelerinin develerin hörgüçlerinin olması). • Kuzey Amerika’da yaşayan çöl tavşanlarının uzun kulaklarındaki kan damarlarının vücut ısısını yükseltmesi. • Kutuplardaki ayı ve tavşanların vücutlarında kalın yağ tabakası bulundurmaları. Bütün ekosistemlerin özellikleri farklıdır. Bir ekosistemin özelliğini o ekosistemi oluşturan su, s... Devamı

23 10 2012

EKOSİSTEMLERDE ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜLERİ

EKOSİSTEMLERDE ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜLERİ EKOSİSTEMLERDE ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜLERİ Ekosistem, birbiriyle ilişkili canlı ve cansız unsurlardan oluşur. Ekosistem, bu unsurlar arsındaki madde ve enerji dolaşımı ile kendini besler ve yeniler. Madde döngüsü ve enerji dolaşımı ile hava,su,toprak,bitkiler ve diğer canlılar arasında sürekli bir alış veriş olur.Bu alış veriş yeryüzünün doğal zenginliklerinin tekrar tekrar kullanılabilmesine ve yaşamın sürmesine olanak sağlar. BESİN ZİNCİRİEkosistemdeki enerjinin birincil kaynağı güneştir. Dünyadaki tüm canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Canlılar arası ilişkinin temelinde beslenme bulunur. Ekosistemdeki madde ve enerji nakli organizmalar arasında görülen besin zinciri yoluyla olur. Besin zinciri ekosistemdeki canlılardan birinin diğerini besin olarak alması sonucu oluşan bir zincirleme olaydır. Üretici ve tüketici canlılar arasında bir zincirin halkaları şeklindeki beslenme ilişkisine besin zinciri denir. Bütün canlıların kullandığı enerjinin temel kaynağı güneş enerjisi olup besin zinciri bu enerjinin canlıdan canlıya aktarılmasını sağlar. Bitkiler tarafından üretilen enerji önce ot oburlara oradan da etoburlara geçer.  Doğada var olan enerji, beslenme ilişkileri ve diğer ekolojik ilişkilerle, biçim ve yer değiştirerek sürekli yenilenir, asla kaybolmaz. Besin zincirleri fotosentez yapılmasıyla başlar ve artıkların çürütülmesiyle biter 1. halka –Üreticiler--(Fotosentezle organik besin üretirler, güneş enerjisini ilk olarak kullanırlar.) 2. halka –Otçullar--(Üreticilerin depoladığı enerjiyi birinci derece tüketici olarak kullanırlar.) 3. halka –Etçiller--(Üreticilerin depoladığı enerjiyi ikinci derece tüketici ... Devamı

07 04 2011

KALBİMİZ NEDEN SOL TARAFTADIR ?.

KALBİMİZ NEDEN SOL TARAFTADIR ?. |  görsel 1

Vücudumuzun içinde her şey çok farklı: Kalp, dalak ve pankreas solda, safra kesesi ve karaciğer sağda... Peki neden kalp sağda değil de solda? Vücudumuzda bazı organlar çift parçadan oluşur, biri solda, diğeri sağda ama onlarda bile görev ayrışması var. Mesela akciğer gibi çift organlar da sağ ile sol arasında yapısal farklılıklar sergilerler: Sağ akciğer için üç lob ve sol için de iki lob. Bağırsaklar da sürekli aynı yönde dolandığından yanaldır. Peki nasıl oluyor da, başlangıçta bütünüyle simetrik olan embriyo sağı soldan ayırıp organlarını yanlamasına dizebiliyor? - Bilim adamları uzun zamandır bu sırrı çözmeye çalışıyorlardı. Nihayet amaçlarına ulaştılar. Son yıllarda, bu yerleştirme organizasyonunun, embriyonun birkaç hücresinin yüzeyindeki küçük kirpikler tarafından gerçekleştirilen rotasyon hareketlerinin sonucu olduğunu belirlediler. >>> BU KARARLI BİR ROTASYONDUR ! Nice Sophia Üniversitesi’nde gelişim biyolojisi ve kanser araştırma, işaretleme enstitüsünü yöneten Stephane Noselli, 2004 yılından beri yapılan araştırmaların, simetriyi kıran bir yapı olarak hücre kirpiklerinin rolünü gittikçe daha fazla kanıtladığına dikkat çekiyor. >>> HER ŞEY "DÜĞÜM"LE BAŞLIYOR Her şey otuz yıl kadar önce, Kartagener sendromu olarak bilinen, ender rastlanan genetik bir hastalığa yakalanan kişilerin incelenmesiyle başladı. Son on yılda fareler üzerinde yapılan sayısız araştırma ve özellikle de, aynı zamanda hem kirpikleri hem de iç asimetriyi etkileyen mutasyonların incelenmesi bu asimetrinin nerede başladığının keşfedilmesini sağladı. Her şey "düğüm" düzeyinde başlıyor. Bu düğüm, ‘gastrülasyon’ olarak... Devamı

02 04 2011

''MAVİ CİLT SENDROMU'' NASIL BİR HASTALIKTIR?

''MAVİ CİLT SENDROMU'' NASIL BİR HASTALIKTIR? |  görsel 1

__MAVİ CİLT SENDROMU ("Mavi İnsanlar" veya bir başka adla “Argyria” Hastalığı)--->> Hastalığın temel belirtisi, cildin mavi ya da siyah erik renginde olmasıdır. 1960’lı yıllara kadar A.B.D. Kentucky’de “mavi insanlar” olarak bilinen büyük bir aile yaşamıştır. Bu hastalık dışında ciddi hastalıkları olmayan bu aile üyelerinin çoğu da 80 yıldan fazla yaşamışlardır. “Argyria, yüz, boyun, kasık vs. bölgelerde cildin mavi veya gümüşsü gri renk alması şeklinde gözlemlenen bir hastalıktır. Bu hastalık, hem genetik olarak, hem de farklı düzensizlikler (obezite, ilaç (uyuşturucu) kullanımı) sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Bazen de kötü huylu kanser tümörü ile ilgili de meydana gelmektedir. Ayrıca Argyria hastalığı yüksek dozda gümüş içeren maddelerin, merhemlerin alınmasıyla ortaya çıkabilir ve bu hastalığın bilinen bir tedavisi yoktur. Araştırmacılar, mavi cilt sendromunun vücudun insüline karşı gösterdiği biyolojik tepkisinin bozulmasının yansıması olabileceğini de belirtmişlerdir. İnsülin, pankreas hormonu olup, kandaki glikoz oranını dengelemekte, yani enerji üretimi için glikozun hücrelere, enerjinin korunması için de karaciğer ve yağ hücrelerine hareketini gerçekleştirmektedir (glikoz, vücuttaki temel enerji kaynağıdır). Bu yüzden glikoz bedenin dengesi ve enerjisi için çok önemlidir ve eğer insan glikoz dengesini bozacak (karaciğerini ve pankreasını bozacak) maddeleri tüketiyor ve dengesiz besleniyorsa bir ihtimal böyle bir hastalığa yakalanabilir. Ki böyle diğer insanlardan görüntü olarak farklılaşmasına, adeta kokrunç görünmesine neden olan hastalıkla yaşamanın nasıl bir şey olduğunu kimse hayal etmek istemeyecektir.. V&uu... Devamı