24 10 2012

Türkiye'de Göçler

  İnsanların, doğdukları yerden başka yerlere geçici ya da sürekli olmak üzere taşınmasına göç denir. Göçler ikiye ayrılır. A. İÇGÖÇLER Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir. İç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. Sadece, bölgelerin ve illerin nüfusunda artma ya da azalma meydana gelir. İç göçler, sürekli ve mevsimlik göçler olmak üzere ikiye ayrılır. 1. Sürekli İç Göçler Ülke içerisinde yer değiştiren insanların, göç ettikleri yerlere yerleşmesiyle gerçekleşir. Türkiye'de, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru hızlı bir göç olayı görülmektedir. 1927'de kent nüfusu % 24, kır nüfusu % 76 iken 1997'de bu oran kentte % 65, kırda % 35 olarak gerçekleşmiştir. Yani, 70 yılda kent nüfusu % 40 oranında artarken, kır nüfusu aynı oranda azalmıştır. Kır nüfusunun doğurganlık oranı kent nüfusundan daha fazla olduğu halde, oran olarak azalması kırdan kentlere doğru göç olgusunun varlığını gösterir. Türkiye'de iç göçler 1950 yılma kadar fazla etkili olmamış ve kır - kent nüfus oranlarında önemli bir değişiklik olmamıştır. İç göçler 1950'den itibaren, ulaşım ağının gelişmesi ve kırsal alanlara kadar ulaşmasına, sanayileşmenin artmasına bağlı olarak artış göstermiştir. Bunun sonucunda, kırsal nüfus oran olarak devamlı azalma, kent nüfusu da devamlı artma göstermiştir. İç göçün nedenleri • Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı • Miras yoluyla tarım alanlarının daralması ve aileleri... Devamı

24 10 2012

2000 Yılı Nüfus Sayımı Sonuçları

  Ülkemizde Cumhuriyetin ilanından 1950 yılına kadar olan dönemde,ölüm hızının azalması ve doğum hızının artması ile yıllık nüfus artış hızı yükselmiştir. 1923 ve 1955 yılları arasında Türkiye’nin nüfusu, yaklaşık iki kat artarak 13 milyondan 24 milyona ulaşmıştır. Nüfus artış hızının en yüksek olduğu dönembinde 28.5 ile 1955-60 dönemidir. 1950’li yıllardan sonra doğurganlık azalmaya başlamıştır. Ancak, doğurganlıktaki azalma hızı, ölüm hızlarında meydana gelen azalmadan daha az olduğu için nüfus büyümeye devam etmiştir. 1955 ile 1985 yılları arasında, nüfus yeniden ikiye katlanarak 24 milyondan 51 milyona ulaşmıştır. 1985 yılından sonranüfus artış hızı düşme eğilimine girmiştir. Yıllık nüfus artış hızımız; 1980-1985 döneminde binde 24.9, 1985-1990 döneminde binde 21.7 iken 1990-2000 döneminde bu hız binde 18.3’e düşmüştür. Nüfusumuz yaklaşık son 75 yılda beş kat artmıştır. 22 Ekim 2000 tarihinde 14. Genel Nüfus Sayımı uygulanmıştır. Nüfus sayımı, yerleşim yeri bazında nüfus büyüklüğünün ve nüfusun sosyal, demografik ve ekonomik niteliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ulusal ve yerel plan ve programların hazırlanmasında temel veri seti nüfusun büyüklüğü ve nitelikleridir. Bu bilgiler, ulusal bilgi sistemimizde sadece nüfus sayımlarından elde edildiğinden, sayımlarda derlenen veri kalitesi, plan ve programların başarısını doğrudan etkilemektedir. 2000 Genel Nüfus Sayımında sayımın hazırlık çalışmalarına büyük önem verilmiş ve sayımdan sonra, önceki sayımlara göre çok daha geniş kapsamlı kalite kontrol çalışması yürütülmüştür. Ayrıca, verinin değerlendirilmesinde optik veri giriş sistemi kullanılarak geçmiş sayı... Devamı

23 10 2012

TARİHSEL SÜREÇTE ŞEHİRLER

TARİHSEL SÜREÇTE ŞEHİRLER İlk şehirlerin ortaya çıkışı ve yeryüzünde şehirleşme hareketlerinin başlangıcı oldukça eskilere dayanmaktadır.Buna karşın,şehirleşme sürecinin hızlanması Sanayi İnkılabıyla başlamış ve günümüzde de devam ede gelmiştir.Dünyadaki ilk şehir yerleşmeleri Mısır,Hindistan,Fırat-Dicle Havzası,Kuzey Çin,Orta Meksika ,Kuzey Andlar ve Güneydoğu Asya’nın akarsu vadilerinde tarımın gelişmesiyle belirmeye başlamıştır. A.TARİHSEL SÜREÇTE ŞEHİRLERİN NÜFUS GELİŞİMİ Şehir terim anlam olarak nüfus olarak yoğunlaşmış ,tarımsal olmayan insan yerleşmeleridir.Bazı şehirler tarımsal faaliyetleriyle öne çıkıp tarım şehri adını alsalar da bu tür şehirler gerçek anlamda şehir değillerdir. İlk şehir yerleşmelerinin nüfusu günümüzdeki şehirlere oranla oldukça azdır.Örneğin Mezopotamya’da Sümerlere ait bir şehirde nüfus 7000 ile 20000 arasında değişiyordu.Günümüzde ise şehir nüfusları 15-20 milyonluk dev rakamlara ulaşmaktadır. B.ŞEHİRLERİN FONKSİYONEL GELİŞİMİ Yeryüzündeki ilk şehirleri oluşturan faaliyet tarımdı.Sanayinin ortaya çıkması ve gelişmesi ile şehirleşme hız kazanmış ve şehirlerin fonksiyonel değişimi hızlanmıştır.Değişen koşullar ve artan ihtiyaçlarla beraber şehirlerdeki faaliyetler farklılaşmıştır. C.ŞEHİRLERİN GELİŞİMLERİNİN KÜRESEL ETKİLERİ Şehirlerin sahip oldukları özelliklere göre etkileri yerel,bölgesel ve küresel boyutlarda olabilmektedir.Örneğin Newyork’ta meydana gelen bir olay Dünya’nın büyük bir kısmını etkilerken,Sudan’ın başkenti Hartum’da meydana gelen bir olay sadece yakın çevreyi etkilemektedir.Küresel etkileri fazla olan bazı şehirler şunlardır: ROMA Roma,tarih boyunca süren belirleyici ... Devamı

23 10 2012

Nüfus Politikası

Nüfus Politikası Günümüzde fakir ve zengin ülkeler arasındaki farklılıklar nispi olarak genişlerken, dünyadaki nüfus patlaması nedeniyle artan üretimin yarıdan fazlası, mevcut yaşam standardının sürdürülmesine harcanmaktadır. Gerçekten dünya nüfusu, tarihin hiçbir döneminde görülmeyen hızla yılda % 2 oranında artmaktadır. Özellikle azgelişmiş ülkelerde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra görülen yüksek nüfus artış hızından dolayı kalkınma ile nüfus artışları arasındaki ilişki ilginç bir nitelik kazanmıştır. Gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı genellikle % 1 dolaylarında iken, bu oran azgelişmiş ülkelerde % 2,5’tir. Hızlı nüfus artışı, bu ülkelerde kişi başına düşen geliri etkileme, tasarrufları kısıtlama, üretim yapısını değiştirme, işsizliği artırma gibi sosyo-ekonomik sorunlar doğurmaktadır. Fazla nüfusu tanımlamakta genellikle şu dört unsur kullanılmaktadır: -- Kişi başına düşen üretimin nüfusa oranla yüksek olması -- Ülkede, gıda ürünleri ithal etmeden beslenebilecek düzeyden daha çok nüfus bulunması -- Ülkenin nüfusundaki değişmenin toplam hasıla üzerinde etken olmaması -- Hızlı nüfus artışından dolayı ülkenin kaynaklarının yeri doldurulmaz biçimde tüketilmesi. Yukarıda sayılan bu özellikler aynı zamanda azgelişmişliğin de ana göstergeleridir. Nüfus politikasına nüfus-gelir açısından yaklaştığımızda, yüksek gelirle doğum oranları arasında yakın bir ilişkinin bulunduğu görülmektedir. Gerçekten de sanayileşme ile birlikte gelir düzeyi yükselirken, doğum oranları düşmektedir. Bunun sonucunda doğum oranları gelişmiş ülkelerde düşük, azgelişmiş ülkelerde ise yüksektir. Gelir artışı ile b... Devamı